Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü: “Aç Gözünü Açarlar Gözünü” Üzerine Pedagojik Bir Yolculuk
Eğitim, insanın hem kendini hem de çevresini dönüştürdüğü bir yolculuktur. Her öğrenci, kendi potansiyelini fark ettikçe içindeki “gözleri” açar; farkındalıkla öğrenme, sadece bilgi edinmenin değil, anlam inşa etmenin de adıdır. Ancak kimi zaman bu farkındalık süreci dış etkenler tarafından şekillenir. İşte tam da burada, halkın derin gözlem gücünü yansıtan bir deyişle karşılaşırız: “Aç gözünü açarlar gözünü.” Bu söz, yalnızca dikkatli olmayı değil; öğrenmede, yaşamda ve toplumda bilinçli farkındalığın önemini de öğretir.
Atasözü mü, deyim mi? Dilin eğitici aynası
Türkçe’de “Aç gözünü açarlar gözünü” ifadesi, bir uyarı niteliği taşır. Bu yönüyle atasözü olarak kabul edilir. Çünkü anonim bir halk deneyimini, kuşaklar boyu süzülmüş bir bilgelikle aktarır. Deyimlerdeki gibi soyut bir anlamdan ziyade, bir yaşam dersini içerir. “Dikkatli ol, yoksa başkaları seni kolayca kandırabilir” mesajı, eğitimin temel amacıyla da örtüşür: farkındalık kazandırmak. Eğitim, bireyin gözünü açma sürecidir; ama bu farkındalık sağlanmazsa, dış dünyanın göz açtırmayan karmaşasında birey edilgen hale gelir.
Öğrenme Teorileri Bağlamında: Farkındalık ve Eleştirel Düşünme
Öğrenme psikolojisi, bu atasözündeki derinliği bilimsel bir zemine taşır. Piaget’nin bilişsel gelişim teorisi, bireyin çevresiyle etkileşerek anlam inşa ettiğini savunur. Bu süreçte gözlem, analiz ve değerlendirme becerileri ön plana çıkar. Vygotsky’nin sosyokültürel yaklaşımı ise bireyin öğrenme sürecini toplumsal ilişkiler içinde konumlandırır. Yani “gözünü açmak”, sadece bireysel bir çaba değil, aynı zamanda sosyal bir süreçtir. Öğrenci, çevresiyle etkileşerek öğrenir; ama bu etkileşimde pasif kalırsa, “gözünü açarlar gözünü” sözüyle tarif edilen duruma düşebilir — yani farkında olmadan başkalarının yönlendirmesine açık hale gelir.
Pedagojik Yöntemler: Eleştirel Pedagojiyle Gözleri Gerçekten Açmak
Paulo Freire’nin eleştirel pedagoji anlayışı, bu atasözünün pedagojik bir yeniden yorumudur adeta. Freire’ye göre, ezberci eğitim bireyin gözünü kapatır; oysa özgürleştirici eğitim, bireyin dünyayı sorgulamasını sağlar. Öğrenci, öğretmenin bilgi deposundan bilgi almak yerine, kendi deneyiminden öğrenmeye başladığında gerçek anlamda “gözünü açar.”
Bu noktada öğretmenin rolü bir bilgi aktarıcısı değil, bir rehber olmaktır. Sorgulama, problem çözme, işbirlikli öğrenme gibi yöntemler; öğrencinin eleştirel düşünme becerisini geliştirerek onu edilgenlikten çıkarır.
Bireysel ve Toplumsal Etkiler: Öğrenen Birey, Dönüşen Toplum
Bir bireyin gözünü açması, aslında bir toplumun gözünü açmasıdır. Eğitim, bireysel farkındalıkları toplumsal bilince dönüştürür. “Aç gözünü açarlar gözünü” uyarısı, sadece kişisel dikkat için değil, toplumsal bilinç için de geçerlidir. Eleştirel düşünmeyen bireyler, kolay yönlendirilebilir toplumların temelini oluşturur.
Bu nedenle eğitim sisteminin amacı, bireyleri sadece meslek sahibi yapmak değil; bilinçli, sorgulayan ve farkında vatandaşlar yetiştirmektir. Çünkü öğrenme, bir güçtür — ama farkındalıkla birleştiğinde dönüştürücü bir güce dönüşür.
Dijital Çağda Atasözünün Güncelliği
Bugün bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay; ancak bilginin doğruluğunu ayırt etmek hiç olmadığı kadar zor. Sosyal medya, yapay zekâ, bilgi kirliliği… Hepsi, “gözünü aç” çağrısının günümüz versiyonları gibidir. Eleştirel medya okuryazarlığı, dijital farkındalık ve etik dijital vatandaşlık kavramları, bu atasözünün çağdaş yansımalarıdır.
Eğitimciler için bu, artık sadece bir uyarı değil; bir sorumluluk alanıdır. Öğrencilere, sadece bilgiye erişmeyi değil, bilgiyi değerlendirmeyi ve sorgulamayı öğretmek, çağdaş pedagojinin merkezindedir.
Sonuç: Öğrenmek, Göz Açmaktır
“Aç gözünü açarlar gözünü” atasözü, sadece bir uyarı değil; öğrenme sürecinin özüdür. Farkındalık, eleştirel düşünme ve bilinçli öğrenme olmadan bilgi, bireyi özgürleştirmez; aksine yönlendirilmenin aracı haline gelir. Bu nedenle her eğitimci, her öğrenciye şu soruyu sormalıdır:
“Sen gerçekten kendi gözünle mi bakıyorsun, yoksa bir başkasının sana gösterdiğiyle mi?”
Ve her öğrenci de kendine sormalıdır:
“Bugün öğrendiklerim beni daha bilinçli, daha özgür bir insan yaptı mı?”
Öğrenmek, sadece gözleri değil; kalbi, bilinci ve toplumu da aydınlatmaktır.