Sezar Salatasına Hangi Peynir Konur?
Bazen, sıradan bir yemek bile insanın hayatında önemli bir yere sahip olabiliyor. Bugün sana, Kayseri’de, o küçük mutfakta, eski evde yaşadığım bir anıyı anlatmak istiyorum. O anı, basit ama bir o kadar derin bir soru ile başlayan bir hikâye; “Sezar salatasına hangi peynir konur?” Sorusu. Aslında, bu sadece bir yemek meselesi değildi; bu soru, hayatın bana sunduğu farklı tatları, hayal kırıklıklarını ve nihayetinde öğrenmem gereken bir şeyi temsil ediyordu.
O Gün Bir Yudum Umut
Bir akşam, evde yalnızdım. Birkaç gün önce aldığım birkaç malzemeyi dolapta bulup, kendime güzel bir yemek yapmak istemiştim. Kayseri’de, iş yerinde çok yoğun bir dönemden geçiyordum. Hava soğuk, yağmur yağıyor ve ben yalnızdım. Bazen yalnız olmanın zorlayıcı olduğunu kabul ediyorum. Ama o akşam, yalnızlık farklı bir anlam taşımıştı. Çünkü bana sadece içimdeki duyguları sorgulama fırsatı verdi. Bunu kabul etmek, biraz moral bulmak gibiydi.
Mutfakta dolaşırken gözüm Sezar salatası için aldığım malzemelere takıldı. Salata seviyorum, özellikle o kremamsı sosu, taze yeşillikleri ve çıtır ekmekleri… Ama o an bir şey eksikti. Geçen hafta bir arkadaşımla yediğimiz Sezar salatası kafamda yankı yapıyordu. O kadar mükemmeldi ki. “Neydi o?” diye düşünürken, hatırladım: Peynir… Farklı bir peynir vardı. Parmigiano Reggiano, galiba. Ben de düşündüm, acaba bu salataya hangi peynir koyulmalı?
İçimden bir ses “Parmesan koy, başka bir şey deneme,” dedi. Ama ben cesur olmak istedim, belki de ruhumun ihtiyacı olan şey buydu: bir değişiklik. Kendi mutfak deneyimimde biraz risk almak. Birkaç peynir çeşidi aklıma geldi. Fakat bir türlü karar veremedim. O an, bir adım daha atarak kendime şunu söyledim: “Hayat zaten kararlar ve hayal kırıklıklarıyla dolu. Neden şimdi risk alıp denemeyesin?”
Hangi Peynir? Hayal Kırıklığı ve Heyecan
Hikayenin burada bir dönüm noktasına gelmesi gerekti. Çünkü Sezar salatasına hangi peynirin konacağı sorusu, aslında hayatta aldığımız kararları simgeliyor. Evet, bazen küçük bir yemek bile, bir şeyleri sorgulamamız için bir yol olabilir. Eğer salatanın lezzeti harika olursa, kendime bir ödül gibi hissedeceğim. Ama ya işler yolunda gitmezse?
Bütün bu düşünceler aklımda dönüp dururken, işin içine biraz hayal kırıklığı girdi. O kadar kararsızdım ki. Hangi peyniri koymalıyım? Parmesan mı, yoksa Kayseri’nin meşhur pastırmalı ve baharatlı bir peynirini mi denesem? Bir yanda, alıştığımın dışına çıkıp yeni bir şeyler keşfetme isteği, bir yanda da geleneksel olandan sapmak istememe duygusu… Bu karmaşa, bir yudum umut ve biraz hayal kırıklığıyla birleşti. Neyse, sonuçta her kararın bir bedeli vardı. Birkaç dakika içinde, Parmesan peynirini aldım. Çünkü bazen, en tanıdık olanı seçmek, insana huzur verir.
Sosu karıştırırken, arka planda eski şarkılar çalıyordu. O an, her şey yerli yerine oturdu. O kadar basit bir şeydi ki; aslında ben sadece bir yemek yapıyordum ama zihnimdeki fırtınalar bu kadar yoğunken, o anda bir nebze huzur bulmuştum.
Sonunda: Basit Ama Derin Bir Anlam
Sezar salatasını hazırlarken, aslında hayatın bana verdiği küçük ama değerli bir dersi düşündüm. Hayat bazen o kadar karışık oluyor ki, en basit şeyler bile insanı duygusal olarak etkileyebiliyor. Bu, sadece peynirin ne olacağı meselesi değil, aslında daha derin bir soru: Hayatta her zaman doğru kararı vermek zorunda mıyız? Ya da bazen hata yaparak da, kendi yolumuzu bulabilir miyiz?
İçimdeki ses, bu yazıyı yazarken hâlâ kendini hatırlatıyor. “Her zaman en iyisini yapmak zorunda değilsin, bazen sadece bir adım atmak, denemek yeterli olabilir.” Bir peynir seçmek bile bana bunu öğretti. Zamanla, hayatı bir yemek gibi düşündüm: bazen en basit malzemeleri kullanarak da harika şeyler yaratabilirsiniz, yeter ki cesaret edin ve farklı tatları keşfedin.
Yemek sonunda, salatayı tadarak bir anlamda kendimi ödüllendirdim. O kadar basit ama o kadar derin bir mutluluktu. Sonuçta hayat, bazen sadece küçük şeylerle, tek bir karar ile değişebiliyor. Sezar salatasıma koyduğum Parmesan peynirini, bir anlamda hayatıma da koymuş oldum. Gerçekten doğru olanı bulmak, bazen gerçekten “denemek” kadar basit olabiliyor.
—
İçimdeki o ses bana son olarak şunu söyledi: “Evet, belki bu yemek sadece bir salatadır, ama her küçük kararın bir yeri vardır. Ve belki de en güzel olanı, o kararların içinde kaybolmadan, onları kendi tarifinle hazırlayabilmektir.”