Tezkere Ne Demek TDK? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Bir İnceleme
Tezkere, Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre, resmi yazışmalarda kullanılan, bir kişinin bir iş için görevli olduğunu belirten belge ya da emir anlamına gelir. Ancak bu basit tanım, aslında toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi derin ve katmanlı konularla nasıl bağlantılıdır? İstanbul gibi büyük bir şehirde yaşarken, sokakta gördüğüm bir sahne, toplu taşımada karşılaştığım bir tartışma ya da işyerinde bir diyalog, bazen bu tür kelimelerin ne anlama geldiğini yeniden düşünmeme sebep oluyor. Bu yazıda, “tezkere”nin toplumsal cinsiyet ve çeşitlilik açısından farklı grupları nasıl etkilediğine dair gözlemlerimi paylaşacağım.
Tezkere ve Erkek Egemen Sistem
Gözlemlerime göre, “tezkere” kelimesi çoğu zaman erkek egemen bir yapıyı simgeliyor. Bu kelime, özellikle askerlik gibi erkeklere yönelik yükümlülüklerin olduğu durumlarla özdeşleşmiş bir anlam taşıyor. İstanbul’da bir gün toplu taşımada, yanında küçük çocuğuyla bir kadının, askere gitmesi gereken kocasının “tezkeresini” beklediğinden bahsettiğini duydum. Kadın, kaygılı bir şekilde, “Keşke o kadar uzun süre kalmasaydı, çocuğa da çok ihtiyaç var” diyordu. O an, bu kelimenin sadece bir belge değil, bir ailenin hayatını, kadının yükünü ve toplumsal cinsiyet rollerini nasıl etkileyebileceğini düşündüm.
Askerlik bir erkek için, sadece bir zorunluluk değil, aynı zamanda toplumsal olarak kabul gören bir geçiş ritüeli, bir erkeklik tanımıdır. Kadınlar içinse bu durum çok farklı işler; bir erkeğin askerlik yapması, onun toplumsal olarak “tam” bir birey olması olarak görülürken, kadınların bu tür zorunluluklarla karşılaşması beklenmez. Bu, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir yansımasıdır ve “tezkere”nin sadece bir belge olmanın ötesine geçerek, toplumsal yapıyı pekiştiren bir sembol haline geldiğini gösterir.
Çeşitlilik Perspektifinden Tezkere
İçimdeki insan tarafım, çeşitliliği savunmak istiyor. Çünkü sadece bir meslek grubu ya da belirli bir yaş grubundaki kişiler için önemli değil “tezkere”. Çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden bakıldığında, “tezkere” kelimesi, bazı gruplar için daha derin anlamlar taşıyor. Özellikle toplumun dışlanmış kesimleri, örneğin LGBTQ+ bireyleri için, askerlik ve tezkere kavramı bir kimlik sorunu olabilir. 2023 yılında, İstanbul’daki bir etkinlikte, cinsiyet kimliği nedeniyle askerlikten muaf olan birinin tezkere almakta zorlandığını öğrendim. Toplumsal cinsiyet kimliğine dayalı bir sorunla karşılaşan bu kişi, tezkerenin aslında bir ayrımcılık aracına dönüştüğünü vurguluyordu.
Askerlik, sadece bir devletin vatandaşlarına yönelik bir yükümlülük değil, aynı zamanda toplumsal kabulün bir aracıydı. “Tezkere” alabilmek, bir kişinin devlet tarafından tanınması, kabul edilmesi anlamına gelirken, farklı cinsiyet kimliklerine sahip bireylerin bu sisteme dahil olmamaları, bir nevi “görünmez” olmalarına yol açabiliyor. Bu durumda, tezkere kelimesi, toplumsal dışlanmanın, ötekileştirmenin ve kimlik mücadelesinin bir aracı haline gelebilir.
Sosyal Adalet ve Tezkere
Sosyal adaletin sağlanabilmesi için toplumsal yapının her seviyesinde eşitlik sağlanması gerektiği bir gerçek. “Tezkere” kelimesi, aslında bu eşitsizliklerin somut bir göstergesidir. İstanbul’un en yoğun işlek caddelerinden birinde, bir kadının işyerinde terfi için mücadele ederken, bir erkeğin tezkere alıp “erkek olmanın gerekliliklerini yerine getirdiği” için terfi aldığını duyduğumda, bu kelimenin sadece bürokratik bir işlem olmadığını fark ettim. Tezkere almak, bazen kadınların iş gücüne katılımını engelleyen, onların eşit bir şekilde terfi etmelerinin önüne geçen bir engel olabilir. Kadınların özellikle iş hayatında karşılaştıkları bu tür toplumsal baskılar, aslında tezkere kavramının ne kadar çok kişiyi etkilediğini gözler önüne seriyor.
Bir gün, sokakta yürürken, bir grup gencin askerliğe gitmeden önce ne kadar heyecanlı olduklarını konuştuklarını duydum. Askerlik yapmanın, o dönemin sonunda “erkek olma” yetkinliğine sahip olduklarını hissettikleri bir an olduğunu düşündüm. Kadınlar için ise, iş hayatına atılmak, evdeki sorumlulukları yerine getirmek gibi başka “geçiş” anları vardır. Ama sosyal adaletin sağlanabilmesi için bu tür toplumsal rollerin ortadan kalkması gerektiğini düşünüyorum. Bu noktada, “tezkere” gibi kavramlar, toplumsal eşitsizliği daha görünür kılabiliyor.
Sonuç: Tezkere ve Toplumsal Yapılar
Sonuç olarak, “tezkere ne demek TDK?” sorusunun cevabı, yalnızca bir kelimenin ötesinde toplumsal yapıların, cinsiyet rollerinin ve sosyal eşitsizliklerin yansımasıdır. Bu kelime, sadece bir belge olmanın çok ötesinde, toplumdaki ayrımcı yapıları, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ve kimlik mücadelesini anlamamıza yardımcı oluyor. Bugün, tezkere kavramı sadece askerlikle sınırlı kalmamalı; toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi önemli konularla bağdaştırılmalı. Çünkü her birimizin hayatını etkileyen, farklı anlamlar taşıyan bu tür kavramlar, toplumsal değişimi anlamamız ve eşitliği sağlamak için atmamız gereken adımları göstermektedir.