Dünyada petrol biterse ne olur? (Bir İzmirli gencin fazla düşünen ama çok da ciddiye almayan beyin fırtınası)
Morbi ziyaretçileri için hazırladığımız bu makalede “Dünyada petrol biterse ne olur” konusunu sade bir dille anlatıyoruz.
İzmir’de yaşıyorum. 25 yaşındayım. Günlük hayatımın özeti şu: “yarın hallederim” diyip, yarını üç gün sonra yaşayan bir insan türüyüm. Ama bazı konular var ki, ister istemez kafaya takılıyor. Mesela şu soru: Dünyada petrol biterse ne olur?
Bunu düşünmeye başlayınca insanın zihni bir anda Netflix belgeselinden çıkıp kıyamet filmlerine bağlanıyor. Ama işin komik tarafı şu: ben bu senaryoyu düşünürken bir yandan da “acaba evde süt kaldı mı?” diye içsel kriz yaşıyorum.
Yani büyük düşünceler + günlük hayatın saçmalığı = benim beynim.
—
Petrol bitince ilk gün: Kimse gerçekten anlamıyor
Dünyada petrol biterse ne olur? İlk gün kimse anlamaz.
Çünkü insanlık olarak krizleri hep böyle karşılıyoruz:
“Yok canım, stok vardır.”
“Abi abartma ya.”
“Benzin ışığı zaten hep yanıyor, normal.”
Ben de aynıyım. Market alışverişinde bile “bu paket bitmez ya” deyip 2 gün sonra açlıktan tavana bakıyorum.
Petrol biterse de ilk gün herkes aynı tripte olur:
— “Benzinlikte niye sıra var?”
— “Herhalde indirim var.”
Yok kardeşim, indirim değil. Bildiğin medeniyet update failed.
—
Ulaşım: Arabanın sessiz vedası
Petrol bitince en büyük darbe ulaşım sistemine gelir. Ama bunu ilk başta kimse dramatik yaşamaz.
İlk sahne:
Araba sahibi biri:
“Araba çalışmıyor.”
Arkadaşı:
“Akü bitmiştir.”
Hayır. Akü değil. Oyun bitti.
Sonra şehir yavaş yavaş “yürüyen insanlara” dönüşür.
İzmir’i düşün. Normalde bile insanlar bazen “beş dakika mesafe ya, yürünür” deyip yarım saat söylenir. Petrol bitince o beş dakika artık hayat tarzı olur.
Bir sahne hayal et:
Ben:
— “Kanka Alsancak’a nasıl gideceğiz?”
Arkadaş:
— “Yürüyerek.”
Ben:
— “Oha çok romantikmiş…”
(3 dakika sonra iç ses: “Ayaklarım bana dava açacak.”)
—
Gıda zinciri: “Market vardı dimi ya?” dönemi
Petrol sadece arabaları değil, lojistiği de taşır. Yani markete gelen domates aslında Instagram’da gördüğünüz influencer gibi: uzun bir yolculuktan sonra geliyor.
Petrol bitince ne olur?
Domates:
“Ben gelmiyorum.”
Muz:
“Ben zaten tropikim, beni karıştırmayın.”
Market rafları yavaş yavaş boşalır.
Ama insanlık yine kendini kandırır:
— “Abi diyet yapıyordum zaten.”
— “Ekmekle de yaşanır.”
Benim gibi biri için bu aşama kritik. Çünkü ben zaten markete gidince 10 dakika içinde “acaba aç mıyım?” krizine giren biriyim.
—
Elektrik ve enerji: Kahve makinesinin isyanı
Petrol bitince enerji sektörü de etkilenir. Ama bunu şöyle düşün:
Sabah uyanıyorsun. Kahve makinesi çalışmıyor.
Bu, kıyametin teknik tanımıdır.
Benim iç ses:
“Tamam, dünya bitiyor olabilir ama önce kahve.”
Yanımdaki hayali arkadaş:
— “Daha büyük sorunlarımız var.”
Ben:
— “Benim daha büyük sorunum uyanmak.”
Enerji krizi olunca insanlar ilk başta ciddi şeyleri düşünmez. Çünkü insan beyni önceliği “kafein”e verir. Bu bilimsel değil ama kesin.
—
Ekonomi: Paranın yeni anlamı “nostalji” olur
Petrol biterse ekonomi ne olur?
Kısaca: Excel tabloları ağlamaya başlar.
Bankacı biri:
— “Likiditeyi artırmamız lazım.”
Diğeri:
— “Kardeşim önce su bulalım.”
Ben ekonomi konuşmalarını hep şöyle algılıyorum: herkes ciddi ciddi konuşuyor ama kimse aslında ne olacağını bilmiyor.
Petrol bitince para sistemi bile değişir. Belki takas sistemi gelir:
— “Ben sana 2 ekmek veririm, sen bana powerbank ver.”
Ben:
— “Benim verecek hiçbir şeyim yok ama iyi dinleyebilirim.”
—
İzmir perspektifi: Deniz var ama benzin yok
İzmir’de yaşamak bu senaryoda ilginç.
Deniz var.
Güneş var.
Rüzgar var.
Ama araba yok.
Yani şehir bir anda “slow motion yaşam moduna” geçer.
Kordon’da insanlar yürürken şu konuşmalar olur:
— “Eskiden arabayla geliyorduk.”
— “Evet ya, çok garipmiş.”
Ben iç ses:
“Zaten yürüyorduk ama bunu kabul etmiyorduk.”
—
İnsan ilişkileri: Yakınlık artar, sabır azalır
Petrol bitince insanlar daha çok yan yana gelir. Çünkü mesafeler küçülür.
Ama bu romantik bir yakınlaşma değil.
Daha çok şu:
— “Sen de mi buraya geldin?”
— “Evet.”
— “Ben de.”
— “Tamam.”
Toplu yürüyüşlerde insanlar birbirini daha iyi tanır. Çünkü kaçacak yer yoktur.
Bir arkadaş grubu sahnesi:
— “Kanka eskiden arabayla gidiyorduk, ne güzelmiş.”
— “Evet ya.”
— “Şimdi niye yürüyorsun?”
— “Çünkü başka seçenek yok.”
— “Mantıklı.”
—
Teknoloji: Telefon %3’te ve hayat kararları
Petrol bitince teknoloji de etkilenir çünkü enerji zinciri kırılır.
Telefon %3 olur.
İnsan hayatı ikiye ayrılır:
%3 öncesi: panik
%3 sonrası: felsefe
Ben:
“Zaten her şey geçici…”
Yanımda biri:
— “Şarj aleti var mı?”
Ben:
— “Hayır ama varoluş üzerine konuşabiliriz.”
—
Yeni dünya düzeni: Yavaş ama daha gerçek
Bir süre sonra insanlar adapte olur.
Arabalar yoktur.
Uçaklar yoktur.
Hızlı teslimat yoktur.
Ama garip bir şey olur:
İnsanlar daha çok konuşur.
Yürürken konuşmak diye bir şey geri gelir.
Eskiden:
— “Yaz abi WhatsApp’tan.”
Şimdi:
— “Yanına geliyorum, 40 dakika.”
Ve bu normalleşir.
Benim gibi sürekli erteleyen biri için bu durum hem kabus hem terapi.
—
İçsel kriz: “Ben zaten yavaştım, şimdi dünya da mı yavaşladı?”
Dünyada petrol biterse ne olur? sorusu aslında biraz da kişisel bir ayna.
Çünkü ben zaten:
Yavaş karar veren
Çok düşünen
Az yapan
biriyim.
Dünya da yavaşlayınca iç sesim şöyle diyor:
— “Tebrikler, dünya sana uyum sağladı.”
Ben:
— “Keşke sınavlara da uyum sağlasaydı.”
—
Komik ama gerçek: İnsan her şeye alışır
En garip gerçek şu:
İnsan her şeye alışıyor.
Petrol yok mu?
Alışır.
Araba yok mu?
Yürür.
Hız yok mu?
Bekler.
Ben bile sabah erken kalkmaya alışabildiysem, insanlık her şeyi yapabilir.
Ama dürüst olayım:
Ben hâlâ sabahları “5 dakika daha” diyen evrensel bir varlığım.
—
Son düşünce: Kıyamet değil, dönüşüm
Bütün bu senaryoyu düşündüğümde şunu fark ediyorum:
Dünyada petrol biterse ne olur? sorusu aslında “her şey biter” değil, “her şey değişir” sorusu.
İnsanlar kaosa alışır, düzen yeniden kurulur, şehirler dönüşür.
Ama en önemlisi:
Hayat devam eder.
Ben de muhtemelen bir köşede oturup şöyle derim:
— “Bunu da gördük ya…”
Sonra muhtemelen aç kalırım çünkü markete gitmeye üşenmiş olurum.
“Dünyada petrol biterse ne olur” konusundaki yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Morbi olarak sizlere her zaman kaliteli içerik sunmaya devam edeceğiz.